İzmir’de Güncel Sanat // Nursaç Sargon (Monitor-Dahili Bellek)

İzmir’de 1974 yılında Ege Üniversitesi’ne bağlı olarak kurulup, 1982’de Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesine katılan güzel sanatlar fakültesinde, Erdağ Aksel ve Cengiz Çekil gibi güncel sanatın iki önemli isminin öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamasıyla 1980’li yıllarda İzmir’de güncel sanat alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bunlardan köşe taşı sayılabilecek “Joseph Beuys Anısına: Bir Başka Sanat” sergisiyle birlikte, görsel sanatların klasik ifade ve sergileyiş pratiğiyle deneysel ve kavramsal yönelimlerin bir arada kullanıldığı bir model ortaya çıkmıştır. İzmirli olmayan sanatçıların da yer aldığı söz konusu sergideki sanatçıların çoğunun, o günlerde ve daha sonra Türkiye güncel sanatına yön vermiş isimlerden oluştuğu göz önüne alındığında bugün dahi böyle bir grubu bir araya getirmenin zorluğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Sanatçının, izleyicisiyle buluşmasına imkân sağlayacak mekân eksikliği sorununun yüksek düzeyde olduğu İzmir’de, bir inşaat sahasının geçici olarak galeriye dönüştürülmesiyle ortaya çıkan ilk güncel sanat alanı Şantiye’de, 1994 – 1995 sezonlarında gerçekleşen dokuz serginin ardından İzmir’deki sanat ortamında gözle görülür bir canlanma olmuştur. Gerek İzmir’de merkezi konumda bulunan galeri mekânı gerek izleyicileri serginin parçası haline getiren düzenlemeler sayesinde, İzmir’deki sanat izleyicisinin dikkatinin çekilmesi başarılı bir şekilde sağlanmış olmasına rağmen, inşaatın tamamlanmasıyla birlikte, şehirdeki tek güncel sanat mekânının işleyişi son bulmuştur.

2000’li yıllar ile birlikte ise İzmir’de şehrin çeşitli yerlerinde, bağımsız, küçük ve canlı bazı sanat inisiyatifleri görülmeye başlanmıştır. Bu inisiyatiflerin kurucularının tamamına yakınının sanatçı oluşu, İzmir’de sanat için mekân sıkıntısı çeken sanatçıların, çözümü bireysel çabalarıyla ortaya çıkardıkları girişimlerde aradıklarına işaret etmektedir. Üretimlerini ve yaşamlarını İzmir’de sürdüren sanatçılar, görünürlüklerini artırabilmek ve kente gelen sanatçıların birikimlerini paylaşabilecekleri bir alan sağlamak amacıyla inisiyatiflerini başlatmışlardır. Ancak, sanatın finansman konusunda pratiklerinin olmadığı ve sponsorluk bilincinin henüz yerleşmemiş olduğu İzmir’de bu tip girişimler varlıklarını sürdürememe riskiyle karşı karşıyadır. Yerel yönetimin ve özel kesimin bu tip oluşumları desteklemesi halinde, bu inisiyatiflerin ayakta kalabilmesi, güncel sanatın İzmir’de devamlılığı, sanatçıların üretim ve sunumları için gerekli desteği alabilmesi ile güncel sanat alanında bir izleyici kitlesinin oluşması sağlanabilir. Böylelikle, güncel sanat alanında oluşacak canlanmayla İzmir’in entelektüel göç vermesinin de önüne geçilebileceği düşünülebilir.

İzmir’de açılım yaratan tüm gelişmelerin ardından bugün İstanbul gibi güncel sanat için bir merkez pozisyonunda bulunmayışının nedenleri olarak İstanbul’da güncel sanata yapılan yatırımın İzmir’de yapılmayışı, sanatçılara uluslararası bağlamda görünürlük kazandırabilecek etkinliklerin gerçekleşmemesi, derneklerin sağladıkları dışında sergileme mekânlarının ve güncel sanatın gösterildiği galerilerin yetersiz oluşu ve yine bu nedenlere bağlı sanatçı göçü gösterilebilir.

Birçok araştırmacı, küresel ekonomide beyin göçünün ortaya çıkmasını doğal bir süreç olarak tanımlamaktadır.1 Gelişmekte olan ülkelerde yaşayanların, gelişmiş ülkelerdeki sosyal ve ekonomik olanakları kendi ülkelerinde bulamadıklarından, gelişmiş ülkelere göç ettikleri düşünülebilir. Beyin göçünün, tersine beyin göçüne dönüşmesinin ise, kimi koşullar sağlandığı takdirde mümkün kılınabileceği bilinmektedir.

Türkiye’de, başta İzmir olmak üzere birçok şehirde kültür-sanat alanında entelektüel faaliyetlerin paylaşılıp dolaşıma açılması için yeterli alan bulamayan sanatçı ve kültür alanında çalışan birçok insan, bu sebeplerden İstanbul veya yurtdışına göç etmiştir. Güncel sanat alanında merkez haline gelen İstanbul, İzmir ve farklı şehirlerden sanatçı göçleri almıştır. Bu göçler sonrasında sanatçılar, ulusal ve uluslararası anlamda görünürlüklerini artırma hedeflerini gerçekleştirmiş olsalar da ilerleyen zamanlarda farklı sorunlarla yüzleşmişlerdir.

Kentsel ölçekli kültür politikalarının, ekonomik kalkınma ve sosyal içermede olduğu kadar, güncel sanatın geliştirilmesi bakımından da kritik önem taşıyan bir rolü vardır. İzmir güncel sanat tarihindeki köşe taşlarını ele aldığımızda, galeri, girişim ve

etkinliklerin sürdürülemeyişinden kaynaklanan problemlerden dolayı, İzmir’de güncel sanat alanında arzu edilen ivmenin henüz yakalanamamış olduğunu görsek de 1990’ların sonlarına doğru İzmir’de kültür ve sanat alanında üretimde bulunan insanların dahil olduğu göç dalgasını tersine çevirebilecek bir yapının oluşması yolunda, İzmir Kültür Çalıştayı* ve beraberinde getirdiği projelerle önemli adımlar atılmıştır. Son birkaç yıldır ise kültür kurumlarının da desteğiyle geliştirilen projelerle kentte bu alanda belirgin bir canlılık gözlemlenmektedir.

 

1 Julia Kolesnikova, Ricaud Camille, Anastasia Kamasheva, Zhao Yue, Current Trends of Realization of the Intellectual Capitaland Problems of Intellectual Migration, Elsevier, Rusya, 2014, s. 327.

* İzmir’i, “kültür- sanat ve tasarım metropolü” haline getirme amacıyla 24 Ekim 2009 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda İzmir Kültür Çalıştayı düzenlenmiştir. Bu çalıştayda, İzmir için kültür stratejisinin ana hatlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.